Darwinistlerin Kalkan Balığı Üzerindeki Sahte Spekülasyonları

3 yıl önce
Darwinistlerin Kalkan Balığı Üzerindeki Sahte Spekülasyonları için yorumlar kapalı
1.238 kez görüntülendi

Darwinistlerin Kalkan Balığı Üzerindeki Sahte Spekülasyonları

      Charles Darwin’in doğal seleksiyonla evrim teorisinin önemli bir unsuru, “kademeli gelişim”dir. Kademeli gelişim, canlı türlerinin birbirini izleyen küçük değişimler yoluyla yeni formlar kazanarak başka canlılara dönüştüğü varsayımını ifade etmektedir. Ancak bu varsayım, fosil kayıtlarının gerçekleriyle asla delillendirilememiş, kademeli gelişim düşüncesinin gerektirdiği ara formların sistemli yokluğu paleontoloji biliminin Darwin sonrası dönemde de tartışmasız biçimde ortaya koyduğu bir olgu olarak kalmıştır. Darwinizm’in fosil kayıtlarına yenilişini en yüksek sesle getirmiş isimlerden olan, Harvard Üniversitesi paleontoloğu evrimci Stephen J. Gould, canlıların kademeli gelişimi düşüncesinin bir hayalden ibaret oluşunu şu sözlerle ifade etmiştir:

“Evrimsel doğa tarihinin “işte-öylesine hikayeler” [Darwinist masallar] geleneğindeki bu masallar, hiçbirşeyin kanıtı değildirler. Ancak bunların oluşturduğu ağırlık ve benzer birçok durum benim kademeli gelişim fikrine (gradualism) olan inancımı uzun bir süre önce öldürdü. Daha yaratıcı zihinler bu teori ile hala idare edebilir ancak sadece usta spekülasyonlarla kurtarılmış kavramlar bana fazla bir şey ifade etmiyor.” (Vurgu bize ait.)

Darwin’in kademeli gelişim varsayımı, fosil kayıtlarında açık ve net olarak geçersiz kılınmış olmasına karşın materyalist dünya görüşü için ideolojik olarak yaşatılması gereken bir düşüncedir. Bu sebepten ötürü, evrimci medya, bazı fosil bulgularıyla ilgili haberlerinde kademeli gelişimi fosil kayıtlarında karşılığı olan, çok sayıda örnekle desteklenen bilimsel bir gerçekmişcesine bildirirek Darwinizm’in çöküşünü kamuoyunu nezdinde gölgelemeye çalışmaktadır.

Science Daily haber portalında bildirilen ve detayları İngliiz bilim dergisi Nature’da yayımlanan 45 milyon yıllık kalkan balığı fosillerinin bu doğrultuda bir çarpıtma unsuru olarak kullanılmaya çalışıldığı görülmektedir. Aşağıda, sözkonusu fosillerin, Darwin’in ölü doğmuş “kademeli gelişim” varsayımını diriltmeye neden yetmediği açıklanmakta, Science Daily’nin ortaya koyduğu aldatmaca giderilmektedir.

45 milyon yıllık Kalkan balıkları fosilleri

Nature dergisinin 10 Temmuz 2008 tarihli sayısında yayımlanan araştırmasında, Chicago Üniversitesi’nden evrimci biyolog Matt Friedman çeşitli Avrupa ülkelerinin müze kolleksiyonlarında yer alan kalkanbalığı örnekleri üzerindeki incelemelerini rapor etmiştir. Kalkan balıkları (flatfish), omurgalılarda yaygın olarak görülen simetriye yüzlerindeki bir özellik nedeniyle istisna oluşturmaktadırlar. Bu canlıların erişkinlerinde, gözler yüzün tek bir yanında yer almakta ve balık deniz tabanında yerleşmişken avlarını izlemesine yardımcı olmaktadır. Larva döneminde, birer adet göz normal olarak yüzün sol ve sağ yanında yer aldığı halde, daha ileri gelişim safhalarında gözlerden birisi kafanın tepesine doğru “göç ederek” orta çizgiyi geçmekte ve yüzün diğer yanındaki yerini almaktadır.

Bu ilginç gelişime sahip olan kalkan balıkları, durumu daha da ilginç kılan bir özelliğe sahiptirler. Bu balıkların en erken fosil örneklerine bakıldığında, yüzlerinde herhangi bir asimetri bulunmadığı, gözlerin erişkin kalkan balıklarında da sol ve sağda normal yerlerinde bulunduğu görülmektedir.

Günümüz kalkan balıklarıyla fosil kalkan balıkları arasındaki bu farklılık, Matt Friedman’ın Nature dergisinde yayımladığı örneklerle yeniden gündeme gelmiştir. Friedman, müzelerin kolleksiyonlarına uzun yıllar önce eklenmiş olan fosil kalkan balıklarını yeniden incelemiş ve bilgisayarlı tarama yardımıyla bunların üç boyutlu anatomisini çıkarmıştır. İngiltere, Fransa, İtalya ve Avusturya’daki müze kolleksiyonlarında yaptığı incelemelerde, 45 milyon yıllık bu örneklerde, göz simetrisi açısından üçüncü bir durum tespit etmiştir. Bu örneklerin gözleri yüzün farklı yanlarında yer aldığı halde, asimetrik bir şekilde durmakta ve gözlerden birisi kafanın üst kısmına yakın bir yerde konumlanmaktadır.

Evrimciler fosillerdeki bu durumu, balığın günümüz formlarıyla eski simetrik formu arasında bir “ara form” olarak yorumladıkları ve bununla canlıların başka canlılara dönüşebileceği teorisine destek sağlamaya çalıştıkları görülmektedir. Nitekim  Science Daily bu örnekleri, “Kalkan balığı fosilleri evrimsel kayıp halka boşluğunu doldurdu” çarpıtmasıyla Darwinizm delili olarak lanse etmektedir.

Science Daily’nin varyasyonu evrime kanıt gösterme yanlışı

Evrimciler tür içi çeşitliliğin bir fosil örneğini buldukları halde bunu, kalkan balığının evrimle ortaya çıkmış bir tür olduğu iddiasına destek göstermeye çalışmakla bariz bir yanıltma ortaya koymaktadırlar. Kalkan balıklarının günümüz ve eski formlarının arasındaki göz simetrisi farklılığı, herhangi bir biyolojik yenilik ortaya koymamaktadır. Eğer kalkan balığı gerçekten evrimle ortaya çıkmış bir tür olsaydı, 45 milyon yıllık süreçte, balığın gözlerinin veya herhangi bir başka organının, başka biyolojik yapılardan geliştiğini gösteren birçok ara form bulunması gerekirdi. Bu ara formlar, balığın organlarının ortaya çıkış aşamalarını delillendirirdi ve çok sayıda olurdu.

Ancak evrimciler kalkan balığının kökeni konusunda kalkan balıklarından başka bir canlıyı örnek verememekte, bu konuda tamamen karanlıkta olduklarını açığa vurmuş olmaktadırlar. Diğer tüm balık grupları gibi, kalkan balıkları da yeryüzüne ilk ortaya çıktıklarında hiçbir kademeli gelişim izi göstermeksizin, tam oluşmuş şekilde görünürler ve ani bir yayılım ortaya koyarlar. Nature dergisindeki yorumlara bakıldığında kalkan balıklarını içeren acanthomorph gruplarının sözde evrimsel kökeninin karanlıkta olduğu açıkça görülebilmektedir:

Bu ani yayılımda daha üst gruplar arasındaki ilişkileri çıkarsamak son derece zordur ve henüz çözümlenememiş, karmaşık bir çalı görünümü sürmektedir. Bu grupların kökenini belgelendirmek, günümüz biyoçeşitliliğinin kökenlerini anlamak açısından hayati önem arzetmektediir, çünkü acanthomorph balıklar yaşamakta olan tüm omurgalı türlerin neredeyse üçte birini oluşturmaktadır. Kalkan balıklarının [araştırmada incelenen] Amphistium ve Heteronectes gibi kök temsilcileri, birçok acanthomorph grubuyla ilişkileri açısından tanımlanmayı beklemektedir ama tanımlanmaları bu olağanüstü omurgalı yayılımındaki ilişkiler açısından kararlı bir varsayım ortaya çıkarmada çok değerli olabilir.

Görüldüğü gibi, çalışmada incelenen kalkan gruplarının son derece ani ve tam oluşmuş şekilde fosil kayıtlarında ortaya çıktığı, evrimcilerin ise bunların kökenleri açısından herhangi bir evrimsel varsayımdan yoksun oldukları itiraf edilmektedir. Bu ise kalkan balıklarıyla ilgili yaratılış gerçeğinin dolaylı bir onayını oluşturmaktadır.

Bu noktada Science Daily’nin evrim çarpıtmasını ortaya çıkarmak için genel olarak balık gruplarının da kademeli gelişimi reddettiği gerçeğini ortaya koymak faydalı olacaktır.

Balıkların kökeni, evrimi yalanlamaktadır

Bilinmelidir ki, tüm farklı balık kategorileri, fosil kayıtlarında bir anda ve hiçbir ataları olmadan ortaya çıkarlar. Milyonlarca omurgasız fosili vardır, milyonlarca balık fosili vardır, ama hiç kimse tek bir tane bile ara form fosili bulamamıştır. Köpekbalıklarının ait olduğu kıkırdaklı balıklar grubu gibi, diğer balık türlerinin ait olduğu kemikli balıklar grubunun kökeni de evrimciler için aynı derecede karanlıktadır. Evrimci paleontolog Gerald T. Todd, “Kemikli Balıkların Evrimi” başlıklı bir makalesinde bu gerçek karşısında şu çaresiz soruları sıralar:

Kemikli balıkların her üç sınıfı da, fosil tabakalarında aynı anda ve aniden ortaya çıkarlar… Peki ama bunların kökenleri nedir? Bu denli farklı ve kompleks yaratıkların ortaya çıkmasını ne sağlamıştır? Ve neden kendilerine evrimsel bir ata oluşturabilecek canlıların izlerinden eser yoktur? (Gerald T. Todd, “Evolution of the Lung and the Origin of Bony Fishes: A Casual Relationship”, American Zoologist, cilt 26, No. 4, 1980, s. 757)

Bilimsel bulgular, balık grupları arasında hiçbir evrimsel ilişki kurulamadığını, tüm balık gruplarının anatomik dizaynının yaratıldıkları ilk andan itibaren yüzmilyonlarca yıl boyunca değişmediğini ortaya koymaktadır. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi Paleontoloji bölümünden John G. Maisey bu konuda şunları yazmıştır:

Köpekbalıkları, ışınlı-yüzgeçli balıklar ve etli-yüzgeçli balıkların tümü yaklaşık 400 milyon yıl önce ortaya çıkmış ve varlıklarını günümüze kadar korumuşlardır. Tasarımlarındaki durağanlık, son derece çarpıcıdır. Mesela, Devonyen dönemine ait Coelacanthlar ve Latimera arasında veya Devonyen dönemi sivri-yüzgeçli balıklarıyla bunların günümüzdeki örnekleri arasında. (John G. Maisey, Discovering Fossil Fishes, Westview Press, Boulder, CO. , 2000, s. 68)

Darwinistler bu konuda ne kadar spekülasyona başvururlarsa başvursunlar, ortada, onların bu konuyla ilgili tüm iddialarını ortadan kaldıran bir gerçek vardır. 1999 yılında Çin”de bulunan balık fosili, 530 milyon yıl öncesine aittir. Bundan 530 milyon yıl öncesi, yani Kambriyen dönemi, kompleks canlıların çeşitli örneklerinin aniden belirdikleri, şu an bilinen toplam 35 hayvan filumunun tümünün de dahil olduğu 50 ayrı filumun temsilcilerinin tüm detaylarıyla oldukları gibi ortaya çıktıkları bir dönemdir. Bu döneme ait en korunmuş fosillerin bulunduğu Çin”in Chengjiang bölgesinde bulunan söz konusu balık fosili, 530 milyon yıl önce de omurgalıların bugünkü vücut yapıları ile, eksiksiz var olduklarını kanıtlamaktadır. Bu bulgu, balıkların, sözde ataları olan omurgasız deniz canlıları ile aynı zamanda ortaya çıktıklarını göstermektedir. böyle bir bulgu üzerine yapılan tüm spekülasyonlar anlamsız ve geçersizdir.

Sonuç

Balık fosilleri, bu canlıların ilk yaratıldıkları andan itibaren yüzmilyonlarca yıldır değişim göstermediğini açık ve net şekilde ortaya koymaktadır. Buna kalkan balığı grupları da dahildir. Fosil kayıtlarının kademeli gelişimi yalanlamasına rağmen, kalkan balıklarında tür içi varyasyonların Science Daily’de evrimci iddialara konu edilmesi, Darwinizm’in içinde bulunduğu acizliğin göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

[1] Gould S.J., The Return of the Hopeful Monster, in “The Panda”s Thumb: More Reflections in Natural History,” [1980], Penguin: London , 1990, reprint, sf.158

http://www.netcevap.org/index.php?git=makale&makale_id=148120

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.


Yukarı Çık